Spor
Bahadır Bulut: "Gerçek güç tanınmakta değil, doğru kalabilmektedir"
Spor yorumcusu Bahadır Bulut, kaleme aldığı yazıda şöhret, güç ve etik değerler üzerine değerlendirmelerde bulundu. Bulut, tanınırlığın hukukun ve ahlakın üzerinde görülemeyeceğini vurgulayarak, gerçek gücün ilkelerden taviz vermemek olduğunu ifade etti.
Spor yorumcusu Bahadır Bulut, yayımladığı değerlendirme yazısında şöhretin ve tanınırlığın kişilere ayrıcalık sağlamadığına dikkat çekti. Güç zehirlenmesinin, bireylerin kendilerini eleştirilemez görmeye başlamasıyla ortaya çıktığını belirten Bulut, yazısında şu ifadelere yer verdi:
“Vekiller Bile Bana Hayran!
Çünkü gerçek güç; tanınmakta değil, doğru kalabilmektedir.
“Ben ünlüyüm… Herkes bana inanır. Herkes bana ilgi duyar. Benim sözlerime itibar ederler. Vekiller bile bana hayran… Açamayacağım kapı yok. Bir telefonum yeter. Benim adımın geçtiği yerde kurallar bile değişir…”
İşte güç zehirlenmesi tam da böyle başlar. Bu düşüncelere kapılan insanların ortak bir yanılgısı vardır: Şöhreti, karakterin yerine koymak.Oysa şöhret; insanı dokunulmaz yapmaz. Makamlar, protokol fotoğrafları, güçlü isimlerle verilen pozlar ya da kurulan yakın ilişkiler; hukukun, vicdanın ve ahlakın üzerinde değildir.
Güç zehirlenmesi yaşayan insanlar, zamanla kendilerini eleştirilemez sanmaya başlar. Yanlışlarını sorgulamak yerine oluşturdukları algının arkasına saklanırlar. Bir fotoğraf karesini referans, bir tanışıklığı dokunulmazlık, bir ismi ise kalkan olarak görürler. Oysa hiçbir fotoğraf gerçeği değiştirmez, hiçbir unvan yapılan yanlışı doğruya dönüştürmez.
Düdüğün sesi uzaktan hoş gelir. İnsanların gördüğü çoğu zaman vitrindir; perde arkasındaki gerçekler ise er ya da geç ortaya çıkar.
Spor dünyasında da, sanat camiasında da, iş hayatında da benzer örneklerle karşılaşmak mümkündür. Bazı kişiler, toplumun ünlülere duyduğu ilgiyi ve güveni kendi çıkarları için kullanmaya çalışır. Tanınırlığını; kuralların esnetilmesi, kapıların açılması ya da normal şartlarda mümkün olmayacak işlerin kolaylaştırılması için bir araç hâline getirir. Bu başarı değil, etik dışı bir nüfuz kullanımıdır.
Hak edilmeyen bir sigorta ödemesini almaya çalışmak, normal şartlarda verilmeyecek bir krediyi tanınırlığı sayesinde elde etmeye uğraşmak ya da alınamayacak bir işi yalnızca ismini kullanarak kazanmak; ne hukuken ne de vicdanen savunulabilir. Ününü ve insanların hayranlığını istismar etmek, güveni kötüye kullanmaktır.
[eii post_id=”1259″ theme=”1″]
En büyük yanılgı ise şudur: Gücü ödünç alanlar, o gücün sonsuza kadar kendilerine ait olduğunu sanırlar. Oysa ödünç alınan itibar, ilk fırtınada gerçek sahibine döner.
“Haksızlığı görüp de susan, dilsiz şeytandır.” sözü bugün de anlamını koruyor. Menfaat uğruna sessiz kalanlar, zamanı geldiğinde sustukları her yanlışın vicdani yükünü taşımak zorunda kalırlar. Çünkü adalet yalnızca mahkeme salonlarında değil, toplumun vicdanında da tecelli eder.
Dün birilerinin gölgesinde güç arayanlar, o gölge çekildiğinde yönlerini kaybeder. Dün alkışladıklarına bugün sırt çevirenler, ilkelerle değil çıkarlarla hareket ettiklerini bizzat ortaya koyarlar. Çünkü omurgayı oluşturan şey güç değil, duruştur.
Toplumun da bu konuda önemli bir sorumluluğu vardır. Bir insanı yalnızca tanınmış olduğu için sorgulamamak, eleştirmemek ya da yaptığı her davranışı doğru kabul etmek; kişileri değil, yanlışları cesaretlendirir. Şöhret hayranlığı sağduyunun önüne geçtiğinde gerçekler görünmez hâle gelir.
Dün ağır sözlerle eleştirilen kişi ya da kurumlar, bugün menfaat söz konusu olduğunda yakınlık kurulacak adreslere dönüşüyorsa sorgulanması gereken şey, ilke yerine çıkara göre değişen tavırlardır.
Yemek yediği kaba tükürüp sonra aynı kaptan yeniden beslenmeye çalışmak ilkesizliktir. Dün eleştirdiği kapıları bugün menfaat için çalan, dün reddettiği insanlardan bugün çıkar bekleyen bir anlayış; omurgalı bir duruşun değil, ilkesizliğin ve fırsatçılığın göstergesidir. Başkalarına ahlak ve dürüstlük dersi verirken kendi davranışlarında bunun tam tersini sergileyenler ise en büyük çelişkiyi bizzat kendileri ortaya koyarlar.
Unutulmamalıdır ki tarih; kendisini güçlü sananları değil, güce rağmen doğruluktan vazgeçmeyenleri yazar. Makamlar değişir, şöhret söner, alkışlar diner. Geriye yalnızca insanın karakteri, ilkeleri ve ardında bıraktığı itibar kalır.
Çünkü gerçek güç; tanınmakta değil, doğru kalabilmektedir.”
Spor
Beşiktaş ve Trabzonspor'un Avrupa yolundaki muhtemel rakipleri netleşti
UEFA Avrupa Ligi play-off turu kura çekimi sonrası Beşiktaş ve Trabzonspor’un olası rakipleri belli oldu. Avrupa kupalarında yoluna devam eden Beşiktaş ve Trabzonspor, grup aşamasına kalabilmek için kritik eşleşmelerle karşı karşıya gelecek.
Beşiktaş, UEFA Avrupa Ligi 3. eleme turunda Hradec Kralove’yi saf dışı bırakması halinde play-off turunda Dinamo Zagreb – Kauno Zalgiris eşleşmesinin kaybedeniyle mücadele edecek. Siyah-beyazlı ekip, Çek temsilcisine elenirse Avrupa defterini kapatmayacak; bu kez UEFA Konferans Ligi play-off turunda Panathinaikos – CSKA 1948 eşleşmesinin galibiyle karşı karşıya gelecek.
Avrupa Ligi’ne doğrudan play-off aşamasından katılan Trabzonspor ise Ferencvaros ile Gornik Zabrze arasındaki eşleşmenin kazananını bekliyor. Bordo-mavililer bu turu geçmesi halinde adını Avrupa Ligi grup aşamasına yazdıracak.
[eii post_id=”608″ theme=”1″]
Play-off karşılaşmaları 20 ve 27 Ağustos tarihlerinde oynanacak.
Spor
Süper Lig'in yeni sezonu Adnan Süvari adıyla oynanacak
Türkiye Futbol Federasyonu, 2026-2027 Trendyol Süper Lig sezonuna Türk futbolunun unutulmaz teknik adamlarından Adnan Süvarinin adını verdi. Böylece yeni sezon, “2026-2027 Trendyol Süper Lig Adnan Süvari Sezonu” olarak oynanacak.
Karşıyaka’da başladığı teknik direktörlük kariyerini Göztepe’de büyük başarılarla taçlandıran Adnan Süvari, takımıyla Avrupa’da tarihi başarılara imza atarak bir Türk kulübünü Avrupa kupalarında yarı finale taşıyan ilk teknik direktör olmuştu. Süvari ayrıca Göztepe’ye Türkiye Kupası ve Cumhurbaşkanlığı Kupası zaferleri kazandırırken, A Milli Takım ve Türkiye Futbol Federasyonu’nda da önemli görevler üstlendi.
TFF, bu kararla Adnan Süvari’nin hatırasını yeni sezonda yaşatmayı hedefliyor.
[eii post_id=”2245″ theme=”1″]
Spor
Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi yolundaki muhtemel rakibi belli oldu
Fenerbahçe’nin UEFA Şampiyonlar Ligi play-off turundaki olası rakibi belli oldu. Sarı-lacivertli ekip, 3. eleme turunda Avusturya temsilcisi Sturm Graz’ı saf dışı bırakması halinde, Sparta Prag ile Lyon arasındaki eşleşmenin galibiyle play-off turunda mücadele edecek.
Devler Ligi’nde gruplara kalma yolunda kritik bir viraja çıkacak Fenerbahçe’yi, turu geçmesi halinde zorlu bir eşleşme bekliyor. Özellikle Avrupa kupalarında tecrübeli Lyon ile son yıllarda dikkat çeken Sparta Prag, sarı-lacivertlilerin önündeki en güçlü adaylar olarak öne çıkıyor.
Fenerbahçe, ilk olarak Sturm Graz engelini aşmayı hedeflerken, play-off turunu da geçmesi halinde UEFA Şampiyonlar Ligi’nin lig aşamasında yer alma hakkı elde edecek.
[eii post_id=”737″ theme=”1″]
-
Eğitim2 ay agoÜniversitelilere öğrenci affı komisyondan geçti
-
Ekonomi2 ay agoMemur emeklilerinin zam farkı ödemeleri 24 Temmuz'da hesaplarda
-
Kıbrıs Haberleri2 ay agoMaraş Ruh Sağlığı Merkezi İlk Yılında 1600 Hastaya Ulaştı
-
Türkiye2 ay agoKKTC’de Hava Isınıyor! Sıcaklık 41 Dereceye Kadar Yükselecek
-
Kıbrıs Haberleri2 ay agoGüzelyurt sahilinde sosyal tesis ve sörf kulübü dönemi başlıyor
-
Politika2 ay agoAK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yazıcı: Türkiye'de sözün de kararın da sahibi millettir
-
Güncel2 ay ago2026-YKS’de 550 ve üzeri puan alan aday sayısı belli oldu
-
Güncel2 ay agoÖğrenci Affı TBMM Genel Kurulunda Kabul Edildi
