Magazin
Prof. Dr. Zakir Avşar: ''Büyük köylere dönüşen büyük şehirler kimin eseri?''
Akademisyen ve Haber7 yazarı Prof. Dr. Zakir Avşar, ”Büyük köylere dönüşen büyük şehirler kimin eseri?” adlı yazısında çeşitli değerlendirmelerde bulundu.
Prof. Dr. Zakir Avşar, ”Büyük köylere dönüşen büyük şehirler kimin eseri?” adlı yazısında şu ifadelere yer verdi:
”Yaşadığı büyükşehrin giderek karmaşıklaşmasından, trafikten, hava kirliliğinden, su yoksunluğundan, pahalılaşmasından, altyapı eksikliklerinden, hayat konforunun azalmasından yakınmayan kimse yok gibi…
Büyükşehirlerin içine düştüğü bu fena vaziyeti en fazla dert edinmesi, çözümler üretmesi gerekenler işi depreme, nüfus artışına bağlayarak ve kendi öngörüsüzlüklerini, beceriksizliklerini, başarısızlarını, kaynak kullanımındaki savurganlıklarını, yersizliklerini hiç hesaba katmıyorlar…
İş yolsuzluk ve yozlaşma olunca da sütten çıkmış ak kaşık gibi inanılmaz pozlarla “halka hizmetten ve hizmetin engellenmesinden” bahsedebiliyorlar… Kamusal güç, imkan ve kaynakları kullanma yetkisine sahip kişilere “seçildiğiniz günden bu yana ne yaptınız?” sorusunu sormak ve bunun cevabını almak imkansız hale geldiği gibi, adlarının yolsuzlukla ve yozlaşma ile anılmasından ötürü de madalya isteyecek kadar işi büyüttüler…
Şehirleri yönetenleri yolsuzluk ve yozlaşma ile anıp tartışıyoruz ve ne yazık ki en basit düzeyde yapmaları gerekenleri dahi yapmayanlardan şehir hayatına dair beklentilerimizi sürekli düşürerek bir beklenti içine giriyoruz…
İletişim bilimci Marshall McLuhan “küresel köy” kavramını ortaya attığında modern iletişim teknolojilerinin insanlık tarihindeki en köklü mekânsal dönüşümlerden birini tarif ediyordu. Ona göre elektrik çağının iletişim araçları mesafeyi toplumsal bir kategori olmaktan çıkarıyordu. Coğrafya elbette ortadan kalkmıyordu ancak uzaklık deneyimlerin paylaşımı bakımından eski belirleyiciliğini kaybediyordu. Dünyanın bir ucunda yaşanan bir savaş, kriz, felaket ya da kutlama, neredeyse aynı anda gezegenin geri kalanının duygusal ve zihinsel evrenine dahil olabiliyordu. İnsanlık teknik anlamda birbirine hiç olmadığı kadar yakınlaşmıştı.
McLuhan’ın kullandığı “köy” metaforundan farklı olarak burada anlatmak istediğimiz şey kentsel konforun sınırlı olduğu, hizmet standartlarının düşük kaldığı, bireysel alanın daraldığı, gündelik hayatın kişisel ilişkiler ağı tarafından belirlendiği bir hayat formudur… Köyde hayat daha basit görünse de, bu basitlik her zaman konfor anlamına gelmez. Suya, ulaşıma, sağlık hizmetine, altyapıya, kamusal imkanlara erişim şehirlerde olduğu kadar sistematik değildir. Yani kastettiğimiz köy, ölçeğin küçük olmasından ziyade hizmet kapasitesinin sınırlılığını ifade etmektedir.
Çünkü, fiziksel olarak devasa büyüklüklere ulaşan, milyonlarca insanı barındıran, ekonomik olarak ülkelerin omurgasını oluşturan metropoller, işleyiş bakımından şehir olmanın gerektirdiği rasyonel sistemlerden uzaklaşıyor. Nüfusları büyüyor, bina sayıları artıyor fakat şehir olmanın temel niteliği olan yönetilebilirlik zayıflıyor.
Şehir, özünde karmaşıklığın yönetilebildiği yerdir. Milyonlarca insanın aynı anda ulaşım hizmeti alabilmesi, suya erişebilmesi, enerji sistemlerinin kesintisiz işlemesi, atık yönetiminin aksamaması, güvenli kamusal alanların korunması ve yaşam ritminin sürdürülebilmesi gelişmiş bir yönetim aklı gerektirir.
Burada temel problem olarak kaynak eksikliği ileri sürülebilse de özünde sorun bu değildir. Kaynak yönetimindeki irrasyonelliktir. Yetersizlik çoğu zaman bütçede değil, bütçenin kullanım biçimindedir. Kamusal kaynaklar gerçek ihtiyaçlar, verimlilik ölçütleri ve uzun vadeli planlama yerine kısa vadeli siyasi görünürlük, popülist tercihler, gösterişli projeler veya rant ilişkileri doğrultusunda harcandığında şehir yönetimi teknik zeminden uzaklaşır. Kaynakların yanlış önceliklendirilmesi en zengin şehirleri bile işlevsiz hale getirebilir.
Bir şehirde altyapı yatırımları ertelenirken vitrin projelere öncelik veriliyorsa, toplu ulaşım kapasitesi yetersizken gösterişli ama işlevsiz yapılar üretiliyorsa, kanalizasyon sistemi eskiyip çöküşe yaklaşırken kaynaklar görünür ama düşük etkili alanlara aktarılıyorsa, orada yönetim sorunu vardır. Sözgelimi heykel, anıt, konser gibi alanlara ciddi bütçeler ayırılırken, yatırım yapılmadığı, önlem alınmadığı için gündelik hayatınız içinde ulaşımda geçen süreniz artıyorsa bu durumun üzerinde düşünmek gerekmektedir. Kötü yönetim yanlış karar alınırken ve sonuçları görülürken dahi doğru kararın ne olabileceğine dair arayış içinde olunmasına mani olan davranış ve kavrayış eksikliğidir.
[eii post_id=”622″ theme=”1″]
Üstelik şehir yönetiminin karmaşıklığını kavrayamayanların tutumları bu bozulmayı hızlandırmaktadır. Bir metropol, sezgilerle veya gündelik reflekslerle yönetilemez. Şehir yönetimi veri, uzmanlık, senaryo planlaması, risk analizi ve uzun vadeli kapasite hesapları gerektirir.
Şehir yönetiminin zorluğunu kavrayamayan kişiler genellikle karmaşık sorunlara basit çözümler önermeye eğilimlidir. Oysa büyük şehirlerde sorunlar birbirine bağlıdır. Ulaşımdaki bir aksama ekonomiyi, ekonomideki aksama sosyal düzeni, sosyal düzendeki bozulma kamusal güvenliği etkiler.
Bir şehirde trafik günlük hayatı felç eden kalıcı bir probleme dönüşmüşse, yağmur yağdığında yollar göle dönüyorsa, elektrik kesintileri olağanlaşıyorsa, su altyapısı yetersiz kalıyorsa, kaldırımlar işgal edilmişse, kamusal alanlar ya ticarileşmiş ya da işlevsizleşmişse, orada artık şehir konforundan söz etmek güçleşir. Nüfusun büyüklüğü orayı şehir yapmaya yetmez. Şehir olmanın özü hayatı kolaylaştıran sistemlerin güvenilirliğidir. Bu sistemler çöktüğünde ortaya çıkan yapı büyük bir köydür, hatta söz konusu şehirler İstanbul, Ankara, İzmir ise küresel ölçekte köydür…
Modern şehir insan hayatını kolaylaştırmak üzere vardır. Şehir zamandan tasarruf ettiren, hizmete erişimi kolaylaştıran, bireyin hayatını öngörülebilir kılan bir düzen sunmalıdır. Eğer bir metropolde insanlar her gün saatlerini trafikte kaybediyor, temel hizmetlere erişmek için olağanüstü çaba harcıyor, en basit ihtiyaçlarını bile belirsizlik içinde karşılıyorsa, orada kentsel yaşamın sunduğu avantajlar aşınmıştır…
İletişim teknolojileri bu gerçeği daha görünür kılmaktadır. Bir altyapı arızası, hizmet aksaması, kamu skandalı saniyeler içinde milyonlara ulaşabiliyor. Fakat görünürlük her zaman çözüm üretmiyor. Aksine, sürekli görünür hale gelen sorunlar zamanla kanıksanabiliyor. İnsanlar her gün yeni bir aksaklıkla karşılaştıklarında, olağanüstü olan sıradanlaşmaya başlıyor. Böylece toplumsal tepki azalıyor, beklenti düşüyor ve kötü yönetim normalleşiyor. Belki de asıl tehlike budur. Maalesef bu noktaya da gelindi…
Kötü yönetimin en güçlü dayanağı, toplumun düşük beklentiye alışmasıdır. İnsanlar aksaklığı kader, verimsizliği norm, gecikmeyi kaçınılmaz kabul etmeye başladığında şehirlerin köyleşmesi hızlanır. Yönetim kalitesindeki düşüş yalnızca idari bir sorun olmaktan çıkar; toplumsal bilinç sorunu haline gelir.
Nüfus artıyor, ihtiyaçlar çeşitleniyor, hizmet talebi yükseliyor; fakat bu karmaşıklığı yönetebilecek akıl, disiplin ve kurumsal kapasite çoğu zaman geride kalıyor. Sonuçta ortaya paradoksal bir tablo çıkıyor: Şehirler fiziksel olarak büyüyor ama yönetsel olarak küçülüyor.
Şimdi şu soruyu sormak lazım İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Mersin kocaman, küresel ölçekte bilinen köyler değil de nedir? Kim diyebilir ki bu şehirler çok iyi yönetiliyor ve insanlara bu kadar büyük, önemli şehirlerde yaşamanın “avantajlarını” sunabiliyor…
Hayatı bu kadar zorlaştıran, şehirleri, medeniyetleri bir köy ölçeğine çevirmeyi başaran insanlar mı bu ülkenin genelini yönetecek bir pozisyona gelecek?
Daha da doğrudan sormak lazım: Ankara’yı, İstanbul’u köy ölçeğinde dahi bir huzura kavuşturamayan, hayatı gittikçe karmaşıklaştıranlar, adları yolsuzlukla ve yozlaşma ile anılanlar mı bu ülkeye Cumhurbaşkanı olma hayali kuruyor?”
Magazin
Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı bir haftada 50 bin ziyaretçiyi ağırladı
Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı Başkentlileri ağırlama devam ediyor. Bir haftada yaklaşık 50 bin ziyaretçiyi ağırlayan 1 milyon metrekarelik dev park, doğayla iç içe vakit geçirmek isteyen Başkentlilerin gözde adreslerinden biri oldu.
Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) tarafından hizmete açılan Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı, Başkentlilerin akınına uğradı.
Yaklaşık 1 milyon metrekarelik alanda hizmet veren parkı bir haftada yaklaşık 50 bin kişi ziyaret ederken, binlerce araç da parka giriş yaptı.
BAŞKENTLİLERİN GÖZDE ADRESİ OLDU
Geniş yeşil alanları, yürüyüş yolları, dinlenme alanları, doğal yaşam adaları ve çocuk oyun parklarıyla öne çıkan Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı, 7’den 70’e her yaştan ziyaretçiye doğayla iç içe vakit geçirme imkânı sundu. Güneşli havayı fırsat bilen aileler çocuklarıyla birlikte parkta keyifli anlar geçirirken, ziyaretçiler sosyal yaşam alanlarının da tadını doyasıya çıkardı.
ÇOCUKLAR EĞLENİYOR, AİLELERİ DİNLENİYOR
Atatürk Çocukları Doğal Yaşam Parkı’nı ziyaret eden vatandaşlar, parka tam not verirken düşüncelerini şu sözlerle dile getirdi:
Serkan Aslan: “Burayı sosyal medyada görmüştüm. Bugün ilk kez geldim. Çok güzel ve keyifli bir ortam olmuş. Çocuklar eğleniyor, biz de oturup güzel vakit geçiriyoruz.”
İlhami Akbulut: “Parka daha önce de gelmiştik. Ankaralılar için nefes alınabilecek, dinlenilebilecek böyle bir alanın kazandırılması gerçekten sevindirici.”
Servan Baysal: “Parka ilk kez geldim ve çok beğendim. Ankara için güzel bir sosyal yaşam alanı olmuş. Her hafta sonu gelmeyi planlıyoruz.”
Hiranur Aksu: “Burası çok eğlenceli. Herkesin gelmesini tavsiye ederim. Su oyunları ve kaydıraklarda çok eğlendik.”
[eii post_id=”653″ theme=”1″]
Samet Yamaner: “Çocuklar için çok güzel bir etkinlik alanı olmuş. Gerçekten çok beğendik.”
Eyşan Yamaner: “Burada çok eğleniyoruz. Yaz tatili için harika bir yer olmuş.”
Eymen Fırat: “Parkta zaman çok güzel geçiyor. Su alanlarında çok eğlendim.”
Müberra Züheyir Bardakçı: “Burası çok eğlenceli. Özellikle sıcak havada su oyunları çok iyi geliyor.”
Rukiye Bardakçı: “En çok su alanlarını ve kaydırakları sevdim. Çok eğlendim.”
Yiğit Akbulut: “Burada kaydıraklar, salıncaklar ve su oyunları var. Çok güzel vakit geçirdim.”
Buğlem Kelleci: “Parkta çok eğlendim. Kaydıraklara bindim, oyun alanlarında vakit geçirdim. Yine gelmek isterim.”
Faruk Kıyak: “Parka ilk kez geliyoruz. Çocuklarla birlikte keyifli vakit geçirilebilecek çok güzel bir ortam olmuş.”
Magazin
AKK’de Sivil Toplum Kuruluşlarının güçlenmesine yönelik çalışmalar devam ediyor
Ankara Kent Konseyi (AKK) Sivil Toplum Kuruluşları (STK)’nın gelişimi ve güçlenmesi amacıyla gerçekleştirilen çalışmalara ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Gerçekleşen programlar kapsamında Konsey bu kez; Social Business Global tarafından düzenlenen “STK Gelir Modeli Oluşturma ve Sürdürülebilirlik” isimli konferansı ağırladı.
STK’ların kalkındırılması konuşuldu
AKK Spor Meclisi/ STK Projeler Destek Çalışma Grubu tarafından hayata geçirilen çalışmalar kapsamında AKK bu kez; Social Business Global tarafından gerçekleştirilen “STK Gelir Modeli Oluşturma ve Sürdürülebilirlik” isimli konferansa ev sahipliği yaparak, STK temsilcileri ve ilgilileri Social Business Global Ülke Lideri İsmail Hilmi Adıgüzel ile buluşturdu.
Türkiye’nin dört bir yanında verilen eğitimler kapsamında gerçekleştirilen programda, sivil toplumun, toplumsal dayanıklılığın en önemli unsurlarından, finansal sürdürülebilirliğin güçlendirilmesinin hem bölgesel hem ulusal ölçekte sosyal kalkınmaya doğrudan katkı sağlandığına vurgu yapılırken, iki bölümden oluşan konferans;
1.Bölüm: Gelir Modeli Oluşturmanın Önemi ve Yöntemleri
STK’ların ürün ve hizmet geliştirerek neden gelir elde etmeleri gerekiyor?
Sosyal gelişime dönüşümleri halinde ülkemizdeki Tekmer, Girişimcilik Merkezi, Kitle Fonlama ve Teknoparkların sunduğu imkânlar,
Sosyal Gelişime dönüşen yerel ve global örnekler,
2.Bölüm: Ulusal ve Uluslararası Hibe, Araç Gereçler ve Ulaşım Yöntemleri
[eii post_id=”632″ theme=”1″]
Google’ın aylık 10 bin dolar, yıllık toplam 120 bin dolar reklam desteği, meet, g suite vb. tüm Google yazılımlarına ücretsiz erişim imkânı,
Amazon’un 25 GB sunucu desteği,
Canva Pro versiyonunu ücretsiz kullanma,
hangel.org’un nakit destek ve gönüllü ilanı vererek profesyonel iş gücüne ulaşma imkânları gibi STK’ların kullanımına sunduğu destek mekanizmalarının yanı sıra nakit ve gönüllü temini konusunda sağlanan imkânlar
gibi konuları ele aldı.
Genel Müdürü Muhammet Kaçar, AKK Meclis ve Çalışma Grupları üyeleri ve STK temsilcileri katıldı.
Magazin
Ani'nin fethinin 962. yıl dönümü hazırlıkları başladı
Kars Valisi Ziya Polat’ın başkanlığında, 16 Ağustos 2026 tarihinde düzenlenecek Ani’nin Fethinin 962. Yıl Dönümü Kutlama Programı öncesinde hazırlık toplantısı gerçekleştirildi.
Valilik Toplantı Salonu’nda yapılan toplantıda, kutlama programı kapsamında hayata geçirilmesi planlanan etkinlikler ele alınırken, kamu kurum ve kuruluşlarının görev dağılımı ile programın koordinasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunuldu.
Toplantıda, organizasyonun eksiksiz ve etkin bir şekilde gerçekleştirilmesi amacıyla kurumlar arası iş birliği ve koordinasyonun önemine vurgu yapıldı.
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’nde yer alan ve yaklaşık 5 bin yıllık tarihi ile birçok medeniyete ev sahipliği yapan Ani Ören Yeri, 16 Ağustos 1064 tarihinde Büyük Selçuklu Hükümdarı Sultan Alparslan tarafından fethedilerek Anadolu’nun Türk yurdu olma sürecinde tarihi bir dönüm noktası oldu.
[eii post_id=”645″ theme=”1″]
Her yıl düzenlenen kutlama programlarıyla bu tarihi zaferin anlamı yaşatılırken, Gazi Kars’ın önemli kültürel ve tarihi miraslarından biri olan Ani’nin tanıtımına da katkı sağlanması hedefleniyor.
-
Türkiye1 gün agoKKTC’de Hava Isınıyor! Sıcaklık 41 Dereceye Kadar Yükselecek
-
Türkiye1 gün agoŞehitoğlu: ” Saldırıyı haince ve vahşice buluyorum”
-
Kıbrıs Haberleri1 gün agoKKTC’de 20 Temmuz Barış ve Özgürlük Bayramı Törenle Başladı! Şehitler Anıtı’nda Duygusal Anlar
-
Eğitim1 gün agoÜniversite adayları dikkat: YKS sonuçları 22 Temmuz’da açıklanacak
-
Ekonomi1 gün agoAltın fiyatlarında son durum: Gram ve çeyrek altın kaç lira oldu?
-
Eğitim1 gün agoDGS maratonu tamamlandı: Gözler sonuç tarihinde
-
Güncel1 gün agoMersin’de Kıbrıs Barış Harekatı’nın 52. Yıl Dönümü Törenle Kutlandı
-
Ekonomi1 gün agoTarımsal maliyetlerde artış sürdü: Girdi fiyatları yıllık yüzde 36,65 yükseldi
